17 Şubat 2011 Perşembe

Auto-Tune

Eğitici-öğretici bilgiler köşesine hoşgeldiniz!:)

PowerFm dinlerken bugün, FunkyC bir ara auto-tune diye birşeyden bahsetti. Acaba bu auto-tune benim şu adını bilmediğim ve teknik açıdan merak ettiğim, vokalin sesini garip şekilde değiştiren ve kuvvetlendiren alet-edevatmı diye araştırmaya koyuldum. Evet ta kendisi! Biraz açıklayayım;

Auto-tune, vokal ve enstrümantal performansların akortlarını düzeltmek üzere, yanlışlıkları gidermek amacıyla üretilmiştir.Bu şekilde birçok sanatçının kusursuz kayıtlar oluşturması sağlanmıştır.

Tüm vokallerini auto-tune ile birleştiren ilk gruplardan biri Italyan grup Blue ve parçası Da-Ba-Dee olarak kayıtlara geçmiş. Cher'in Believe parçası da bu tekniğe en güzel örneklerden biri.





Tabii bu tekniğe çok karşı olanlar, tepki gösteren sanatçı/gruplar var. Bunlardan biri 2009 Grammy Töreni'nde mavi şeritler giyerek auto-tune tekniğini protesto eden Death cab for Cutie...





Sonra nedense aklıma Muse soundu geldi ve acaba Muse parçalarında bunu kullanıyor mu diye araştırmaya başladım. Çok ayrıntılı ve kesin sonuçlara ulaşamadım ama sanırım bazı parçalarında  kullanıyor.. Neyse bu bir bahane olur diye düşünüyorum ve özlediğimiz Muse parçalarına yer vermiş oluruz:)


Supermassive Black Hole



Starlight



Plug In Baby



Knights of Cydonia



Uprising


Hysteria




Time is Running Out






16 Şubat 2011 Çarşamba

And Grammy goes to....:)

Günler ne kadar çabuk geçiyor değil mi?! Grammy ödülleri de sahiplerini buldu, sırada Brit ödülleri var ki, benim ödüller arasında en çok tuttuğum Brit Ödülleridir.

Grammy'nin tarihçesine biraz bakıcak olursak; Grammy Gramafondan gelir ve Amerikan kökenli müzik ödülleridir. 108'ten farklı kategoriye sahip, 30 farklı müzik türünü kapsamaktadır.

2011 Grammy ödül törenine kısaca bakıcak olursak;

- Yılın en iyi kayıdı : Lady Antebellum ve Need you Know.. Ben de bu parçayı pek sevmiştim.




-Yılın albumu : Arcade Fire The Suburbs (haklı kazanç, ilerleyen zamanlarda Arcade Fire daha eski parçalarıyla, albumleriyle konuğumuz olacak:))





-En iyi pop vokal album : Lady Gaga The Fame Monster
-En İyi Dans /elektronik album : La Roux.  Bulletproof parçası ile gruba yer verelim...




- En iyi rock album : Muse The Resistance
- En iyi Alternatif Müzik Albumü : The Black Keys Brothers



Gibi gibi bir liste var ve devam ediyor...Pekiiii benim dağıttığım ödülleri kimler aldı?:) Asla dinlemekten sıkılmayacağım benim için ödüllü birkaç parçaya yer vermek istiyorum..

Norveç' ten Sivert Hoyem ile başlayalım o zaman... Aynı zamanda The Volunteers grubunun da bir üyesi olan Sivert Hoyem'i kariyerine solo albumleriyle de devam etmektedir. Solo çalışmalarından biri olan Moon Landing...




The Killers'tan tanıdığımız Brandon Flowers solo albümü ile de müzik listelerini zorluyor. Albümü Flamingo'dan en çok sevdiğim parçalarından biri Crossfire;





Biraz daha eskilere gidelim ve Liverpool yakınlarında kurulmuş olan bu grup ile biraz haşır neşir olalım. Kendine özgü eğlenceli, dinamik müzikleriyle, aynı dönemde çıkan gruplardan bir şekilde sıyrılmayı başarmışlardır...THE CORAL










Herkese iyi Çarşambalar:)

10 Şubat 2011 Perşembe

BLUR'um, BLUR'sun, BLUR!:)

Böyle fazlaca geyik bir başlıkla konuya bodoslama girme arzusundayım. Kaç gündür kendi kendime " Ya bir grup vardı bir zamanlar keyifle dinlediğim, parklı bir şarkıları vardı " diye hayıflanıyorum ve  BLUR'du diye sualimi cevaplandırmama rağmen, hafızama olan inançsızlığımdan ve internet ile aramın kötü olmasından (!) dolayı zihnimi zorlamaya devam ediyorum!!!  Neyse hal böyleyken, günün assolisti de belirlenmiş oluyor. Ama öncesinde ön grubu sahneye davet edelim isterseniz :)


İşin şakası tabiki de, bahsedeceğim isim ön grup/şarkıcı olma durumlarını çoktan aşmış, kendi sahnesini kurmuştur. Konuğumuz ADELE olacaktır. 1988 Londra doğumlu, gevrek ve güçlü sesiyle onu ilk Chasing Pavements ile tanıdık. Kendi müziğini "kalbi kırılmış soul" olarak tanımlamış ve bu hüzünü son şarkısına da taşımıştır...








BLUR demişken GORILLAZ'a değinmeden geçilmez. Blur solisti Damon Albarn ve Tank-Girl gibi çizgi romanların yaratıcısı Jamie Hewlett'in önderliğinde kurulmuş, Dünyanın ilk sanal müzik grubudur.  Guinness Rekorlar Kitabında yerlerini almak dışında, Feel Good Inc. şarkısıyla da Grammy Ödülünü evlerinde barındırıyorlar. Gerçekleştirdikleri 3 boyutlu konserlerle dünyanın takdirini kazanan grup, asla gerçek yüzlerini göstermezler.










Gelelim Blur'a...Brit-pop'un öncülerinden bu güzelim grubun paylaşılacak o kadar fazla parçası var ki... Birkaçı reklam müziği, birçoğu film müziği olarak da kulaklarımıza ilişmişti zaman zaman.. Kuruluşlarından 20 yıl sonra bile hala etkileri görülen gruba, inanılmaz saygı duyuyor ve doyumsuzca dinliyorum!!!


Song 2



Parklife



Girls and Boys


Crazy beat



Out of time



Coffe and TV



The Universal



Keyifli günler:)

7 Şubat 2011 Pazartesi

Gary Moore Öldü!

Herkese Merhaba,


Özellikle hayranları için üzücü bir haber ile yazıma başlıyorum.. Irlanda'lı gitarist Gary Moore, Ispanya'daki tatili sırasında otel odasında ölü bulundu.  58 yaşındaki sanatçı, müzik hayatı sırasında Sanatana, Ozzy Osbourne, B.B. King gibi birçok devle bir araya gelerek, önemli projeleri dillendirirken, aynı zamanda kendi kurduğu grupları ile de isminden fazlasıyla bahsettiriyordu.

Hard rock, caz, blues gibi birçok türden örnekler vermiştir. Still got blues, Parisienne Walkways, Whiskey in the Jar gibi parçaları daha sonra birçok grup/sanatçı tarafından tekrar yorumlanmıştır.















4 Şubat 2011 Cuma

Bonus Tracks!

Sabahtan beri birkaç şarkı var ki, yüz-göz olmama rağmen ilk defa dinliyormuşum gibi heyecanlandım, paylaşmadan geçemeyeceğim:)










Film Cuması;)

Herkese Selam,


Bugün film Cuması olsun dedim:)
Hem vizyona girecek veya girmiş bir-iki filmin altını çizeyim, hem de soundtrackleri ile unutamadığımız filmleri tekrar hatırlayalım.

Alejandro Gonzalez Inarrittu Amares Perros, 21 Grams ve Babel filmleriyle ve filmlerindeki o meşhur melodramı ile tanınır. Yine bu zinciri bozmayıp yarattığı son filmi "BIUTIFUL", bir aile babasının ölümle yüzleşmesini ele alıyor. Javier Bardem'e Cannes'da "En Iyı Erkek Oyuncu" ödülünü getiren filmi kaçırmamanız için birçok sinemada son haftanız, duyurulur ;)  Soundtracklerinde çok şirin Ispanyol parçalara yer verildiği gibi, Barry White "Let the music play" ile izleyicileri alttan alta işliyor.








Herzog fanı iseniz eğer, evet bu film tam size göre...  "My son, my son what have you done"
Gerçek bir hikayenin karakteri olan ve şizofrenisi kademe kademe artan Brad McCullum'un annesini öldürdüğünden şüphelenen polisin evin çevresini sarmasıyla, olaylar etrafındaki insanların ağzından ve bizzat Brad'in flashbackleriyle elle tutulabilir hale geliyor...  ( Bu arada bahsettiğim film daha vizyona girmedi ama yine Herzog yapımı Grizzly Bear'ı izlemenizi tavsiye ederim, aşağıda filmin fragmanı da bulunmakta..)








Etkileyici sesi ve müzikleriyle birçok filmde kulağımıza ilişir aslında Chavela Vargas...  1919 doğumlu Meksikalı divanın sesine bu sefer "FRİDA" filminden kulak verelim.




Beck denince aklıma  Everybody's Got To Learn Sometimes, Eveybody's Got to Learn Sometimes denince de aklıma "Eternal Sunshine of the Spotless Mind" geliyor.






Yine Javier Bardem karşımızda...Hollywood'un yakışıklı Ispanyolu unvanını boşuna kazanmadığını gözler önüne seren :) filmi Vicky Cristina Barcelona'dan...






Bizim Türk filmlerinin kaçış ve arbede sahnelerinde kullanılan sound'a çok benziyor Kool & Gang'in bu parçasının başı:)  Fatih Akın'ın eşsiz ellerinden "SOUL KİTCHEN" ve soundtrack'i... (çalışırken dinlemek konsantrasyonu artırır, bumerang gibi:))





"Pulp Fiction" denince de akla bir sürü parça geliyor ama Urge Overkill'in bu garip şarkısı filmle fazlasıyla uyuşmuş müziklerden biri idi.





Birçok filmde ya nostaljik bir havada ya da özgürlüğüne kavuşmuş bir kadın simgesiyle çıkar karşımıza Edith Piaf ve "La Foule"...





Son olarak biraz hareketlenelim ve eğlenceli, muzur, hayalperest Guy Ritchie filmlerinin soundtracklerine yer verelim..















Herkese Iyı Tatiller !! :)

3 Şubat 2011 Perşembe

Konser, konser, konser!!!

Herkese Merhaba,

Bir süredir hasta olduğum için, bloga da ara vermek zorunda kaldım.. Ne zamandır aklımda aslında, yakınlarda izleyebileceğimiz  veya biletlerinin çıkmasını beklediğimiz, uzak tarihlerdeki  konserlerden bahsetmek istiyordum..  Bugün o gün olsun diyelim ve benim çok heyecanlandığım bir konserle başlayalım...


Tabii ki Bon Jovi'den bahsediyorum!!!!!
Avrupa turnesi çerçevesinde, 8 Temmuz' da Kazlıçeşme'de  bizlere yaşatacakları o müthiş şölen için sabırsızlanıyorum.













Biraz daha günümüze yaklaşırsak eğer, daha önce de blogumda parçalarıyla konuk olmuş olan Buika'nın 4 Şubat'ta CRR'da gerçekleşecek olan konseri elimize çarpar. Şimdiden katılacak herkese yarın keyifli konserler!





Sırada, Nomi Riaz'ın vokal ve söz yazarı olarak eşlik ettiği, 9 Şubat'ta İKSV Salon'da verecekleri konserle aramızda olacak JESSİCA 6... Bu gruba dikkat!!!! 





Herkese iyi seyirler ve dinlemeler!!! :)